’da son zamanların popüler kasabası ’ı duymasanız bile o meşhur resmi mutlaka görmüşsünüzdür. Gerçekten evleri ve doğasıyla mutlaka görülmesi gereken bir yer. Ama bu yazımızın başkarakteri değil, onun gölgesinde kalmış ama onun kadar şirin bir kasaba: .

Hallstatt

Peki, buraya bilinçli bir şekilde mi geldik? Hayır. ’a dönüş trenimiz buradan kalkmıyor olsaydı muhtemelen böyle bir yerin varlığından haberdar olmayacaktık. Şans eseri yapılan keşifler daha da güzel oluyor 🙂

Anadolu’da herhangi bir tren garına benzeyen küçük ve samimi Obertaun Garı’nda indik. Yağmur başlamıştı ve gar 3 ATM büyüklüğündeydi. İstasyon şefine önce kalkan bir trene binip binemeyeceğimizi sorduk. Olumsuz cevap alınca bu sefer de sığınacak, karnımızı doyuracak bir yerin olup olmadığını. Yeşilçam filmlerinden çıkmış, Hulusi Kentmen’i andıran istasyon şefi, pazar günleri açık olan sadece tek restoranın olduğunu ve çok güzel yaptıklarını söyledi, tarif etti: Dümdüz ilerleyin, rayları geçin ama beyaz evin solundan gidin.( Neden beyaz evin solundan gittik hala çok anlayabilmiş değilim) Obertaun’da toplam 740 kişi yaşıyor son nüfus sayımına göre. Yabancı hiç yoktur dedik kendi kendimize, yanıldığımızı anlayacaktık.

Obertaun

Karşımıza Kegelbahn Pizza çıktı. Girişinde şirin bir tabela, bowling yazısı ve pizza resimleri vardı. İçeri girmemizle birlikte acaba işletmeci Türkiye’den mi diye sorgulamaya başladık. Çünkü aynı ülkemizin insanlarına benziyorlardı. Almanca konuşmalarıyla beraber acaba sadece benzettik mi diye düşündük; abi de biz de bir şey söyleyecekmişiz gibi bakmayı ama susmayı sürdürdük. Ançüezli ve salamlı pizza söyledik, yine çıt yok. En son bowling oynayabilir miyiz, diye sorduk Almanca, yine ses yok. Sonra 80’li yıllardan kalma, hayatımızda gördüğümüz en eski ve şirin bowling salonunda bowling oynamaya hazırlanırken arkadan bir ses: Türkiye’den mi geldiniz siz, memleket neresi?

Abi Malatyalıymış.  Tam 40 sene önce Avusturya’ya gelip bu pizzacıyı açmış. Kasabanın bowling turnuvası da restoranın salonunda düzenleniyormuş. Sadece Uzakdoğulu turistler ve Türkiye’den gelen aileler gelse çok rahat geçiniriz dedi ve işlerinin gayet iyi olduğunu söyledi. Hallstatt’taki dönerciye de selam söylememizi istedi ve bizi yolcu etti. Ticari zekâsına, insanların şimdi bile pizzacı açmak aklına gelmezken 40 sene önce kasabaya yerleşip restoran açmasına hayran kaldık. Şans eseri  geldiğimiz kasabadaki bu tesadüf, güzel bir hatıra olarak seyahatteki yerini aldı.

Sizin de Hallstatt’a yolunuz düşerse bir otobüsle 10 dakikada Obertaun’a gidip Malatyalı abiden güzel bir pizza yiyebilirsiniz. Nostaljik bir bowling maçı da cabası. Olur da giderseniz, bizden de çok selam söyleyin 🙂

Yazar

1994'te İzmir'de doğdum. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiyim. 10 yaşından beri gezmeyi hiç bırakmadım.

Yorum Yaz